<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurullah DEMİR - The day will come just wait.. &#187; İngilizce dil sınavı için bilinmesi gereken 1000 kelime</title>
	<atom:link href="http://www.ndemir.com/tag/ingilizce-dil-sinavi-icin-bilinmesi-gereken-1000-kelime/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ndemir.com</link>
	<description>The day will come just wait..</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 02:10:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İngilizce dil sınavı için bilinmesi gereken 1000 kelime</title>
		<link>http://www.ndemir.com/uncategorized/ingilizce-dil-sinavi-icin-bilinmesi-gereken-1000-kelime-2</link>
		<comments>http://www.ndemir.com/uncategorized/ingilizce-dil-sinavi-icin-bilinmesi-gereken-1000-kelime-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 00:32:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nurullah</dc:creator>
				<category><![CDATA[K.Dışı]]></category>
		<category><![CDATA[contact]]></category>
		<category><![CDATA[earn]]></category>
		<category><![CDATA[fermuar]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce dil sınavı için bilinmesi gereken 1000 kelime]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nury.us/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Toplam 1000 tane kelime var inş. yardımcı olur 1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up) 2. abbreviate = (1) kısaltmak, özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek 3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak, sona erdirmek (= do away with) 4. absorb = içine çekmek, emmek 5. abstain from = [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplam 1000 tane kelime var inş. yardımcı olur <img src='http://www.ndemir.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt="icon smile İngilizce dil sınavı için bilinmesi gereken 1000 kelime uncategorized " class='wp-smiley' title="icon smile İngilizce dil sınavı için bilinmesi gereken 1000 kelime uncategorized " /> </p>
<p>1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give  up)<br />
2. abbreviate = (1) kısaltmak, özetlemek (2) (matematikte)  sadeleştirmek<br />
3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak, sona erdirmek (= do  away with)<br />
4. absorb = içine çekmek, emmek<br />
5. abstain from = (alkol, ilaç  vb) &#8212; den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !<br />
6. abundance = bolluk,  bereket<br />
7. abundant = bol, bereketli<br />
8. accelerate = hızlandırmak, ivme  kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı<br />
9. accept = kabul etmek, razı  olmak<br />
10. access = erişmek, ulaşmak<span id="more-289"></span><br />
11. accessible to = ulaşılabilir,  erişilebilir<br />
12. accommodate = (misafir, konuk vb) ağırlamak (= put  up)<br />
13. accompany = (1) eşlik etmek, arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber  bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory  diseases)<br />
14. accomplish = başarmak (= achieve)<br />
15. accumulate = (1)  birikmek, çoğaltmak (2) biriktirmek, yığmak<br />
16. accuracy = doğruluk,  kesinlik<br />
17. accurate = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precise,  correct)<br />
18. accurately = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precisely,  correctly)<br />
19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak, itham etmek<br />
20.  achieve = başarmak, yerine getirmek<br />
21. acknowledge as = (1) kabul etmek, &#8212;  olarak tanımak (2) (mektup, mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek<br />
22.  acquainted with = aşina olmak, haberdar olmak (= familiar with)<br />
23. acquire =  (dil, miras, huy vb) edinmek, kazanmak (= obtain, attain) (*She acquired a huge  fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)<br />
24.  acquisition = edinim<br />
25. activity = faaliyet, aktivite *** activist = bir  fikrin aktif destekçisi (= supporter)<br />
26. adapt = bir şeye uyarlamak,  uydurmak ( = adjust)<br />
27. addict = bağımlı, tiryaki *** drug addict = eroin  bağımlısı<br />
28. addiction to = bağımlılık, tiryakilik<br />
29. addition = ilave,  ek<br />
30. additionally = ayrıca, bunun yanı sıra, buna ilaveten (= furthermore,  moreover)<br />
31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)<br />
32. adjust  = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)<br />
33. adjustment =  düzeltme,intibak, uyma<br />
34. administer = (1) idare etmek, yönetmek (2)  (damardan ilaç vb) vermek, sağlamak<br />
35. admire = hayran olmak<br />
36. admit =  kabullenmek, itiraf etmek<br />
37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2)  (önlem, tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek  (dil, din vb)<br />
38. adore = çok sevmek, tapmak<br />
39. adverse = zıt,  kötü<br />
40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (=  support)<br />
41. affect = etkilemek (= influence)<br />
42. aggravate = gittikçe  kötüye gitmek, fenalaşmak (= deteriorate, worsen)<br />
43. aggressive =  saldırgan<br />
44. aid = yardım etmek (= help)<br />
45. alien (to) = yabancı<br />
46.  alongside = yanında, bitişiğinde (beside, next to)<br />
47. alter = değiştirmek (=  change)<br />
48. alteration = değişiklik<br />
49. amazing = şaşırtıcı, hayran  bırakıcı (= astonishing)<br />
50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme  yapmak anlamındaki gibi)<br />
51. amendment = değişiklik, (kanun vb) üzerinde  değişiklik yapmak (= alteration)<br />
52. amusing = eğlenceli, zevkli<br />
53.  announce = anons etmek, ilan etmek (= give out, declare)<br />
54. anticipate =  ummak, beklemek<br />
55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for  something)<br />
56. appalling = korkunç (= dreadful, horrendous)<br />
57.  appointment = (1) atama, tayin (2) randevu (= rendezvous)<br />
58. appreciate =  (1) takdir etmek, değerini bilmek (2) anlamak, farkına varmak<br />
59. approach =  (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with  fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak, ricada bulunmak  (* She approached the bank for a loan)<br />
60. appropriately = uygun olarak (=  suitably)<br />
61. approve of = onaylamak, uygun bulmak, tasvip etmek<br />
62.  arrange = düzenlemek, ayarlamak (toplantı, randevu vb)<br />
63. artefact = insan  eliyle yapılmış (sanat)<br />
64. ascend = yukarı çıkmak, yükselmek, tırmanmak (=  go up / climb up)<br />
65. ask for = ricada bulunmak, bir şey istemek<br />
66.  aspire = şiddetle arzu etmek, çok istemek (* I’ve always aspired to be a  singer)<br />
67. assemble = (1) bir araya getirmek, toplamak (= gather) (2) monte  etmek (= put up)<br />
68. assess = değerlendirmek (= evaluate)<br />
69. assign =  atamak, tayin etmek, görevlendirmek (= appoint)<br />
70. assist somebody in  something = birine bir konuda yardım etmek<br />
71. associate = (zihninde  insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak, çağrıştırmak (* I always associate  the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü  alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak, düşüp kalkmak (* Don’t  associate with those glue-sniffers.)<br />
72. assume = (1) elinde delil olan bir  şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek, farz etmek (= conclude) (2)  (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek, üzerine almak (= take on) (* I temporarily  assumed the responsibility for her)<br />
73. assure = birine teminat vermek, emin  kılmak, garanti vermek<br />
74. astonishment = şaşırtmak, şaşırmak (= amazement,  bewilderment)<br />
75. attach = iliştirmek, eklemek (= enclose)<br />
76. attack =  saldırmak, saldırı<br />
77. attain = elde etmek, erişmek (= gain, obtain)<br />
78.  attainment = ulaşmak, erişmek<br />
79. attend = iştirak etmek, katılmak<br />
80.  attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)<br />
81. auditorium =  dinlenme/izleme salonu, seyircilerin oturduğu bölüm<br />
82. available = mevcut,  var olan<br />
83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik  akışını vb)<br />
84. avoidable = kaçınılabilir, engellenebilir<br />
85. award =  ödül<br />
86. backward = geri kalmış, geriye doğru<br />
87. badly in need of = bir  şeye/birine çok muhtaç olmak<br />
88. barely = (1) hemen hemen hiç, neredeyse hiç  (2) güçlükle (= hardly, scarcely)<br />
89. bargain = (1) pazarlık, anlaşma (2)  pazarlık etmek (3) kelepir, ucuz eşya<br />
90. barren = kurak, verimsiz (=  infertile, arid)<br />
91. basic = temel (= essential, fundamental)<br />
92. bazaar =  pazar, alışveriş yeri<br />
93. behave = davranmak<br />
94. believe = inanmak<br />
95.  belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)<br />
96. beloved = sevgili,  hazret<br />
97. bitingly satirical = aşırı alaycı, insafsızca eleştirme<br />
98.  bizarre = tuhaf, acayip (= strange, weird)<br />
99. blanket = battaniye<br />
100.  blaze = (1) ateş, alev, yangın (2) parlamak<br />
101. bolt = fırlayıp kaçmak,  tabanları yağlamak<br />
102. branch = dal, branş<br />
103. break off = (nişan, nikah  vb) bozmak, ayrılmak<br />
104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak, yavrulamak (2)  hayvan yetiştirmek<br />
105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif  etmek<br />
106. bride = gelin<br />
107. brief = kısa, öz *** in brief = kısaca, öz  olarak<br />
108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb)  atmak<br />
109. broadcast = (radyo, televizyon, hava durumu için) yayın<br />
110.  Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally, mostly)<br />
111. broil  = ızgara yapmak, kavurmak<br />
112. bullfight = boğa güreşi<br />
113. bully = (1)  kabadayı, zorba (2) kabadayılık yapmak, zorbalık yapmak<br />
114. burial = gömü,  gömme<br />
115. burn = (1) yakmak (2) yanmak<br />
116. button = düğme<br />
117.  calculator = hesap makinesi<br />
118. call for = talep etmek, istemek (=  demand)<br />
119. calm = sakin<br />
120. can’t take one’s eyes off = gözlerini  birinden veya bir şeyden alamamak<br />
121. cancel = iptal etmek (= call  off)<br />
122. captivating = büyüleyici (= enchanting, fascinating)<br />
123.  captive = tutsak, esir<br />
124. captivity = tutsaklık, esaret<br />
125. capture =  yakalamak, ele geçirmek, tutsak etmek (= apprehend)<br />
126. careless =  dikkatsiz<br />
127. carry out = (çalışma, deney, anket vb) yürütmek, icra etmek (=  fulfil, conduct)<br />
128. carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek<br />
129.  casually = günlük, sıradan, havadan sudan<br />
130. caution = uyarı,  dikkat<br />
131. cease = sona erdirmek, durdurmak ( cease-fire= ateşkes)<br />
132.  ceaseless = aralıksız, duran (= non-stop)<br />
133. celebration = kutlama<br />
134.  celebrity = ünlü<br />
135. census = nüfus sayımı<br />
136. ceremony = tören<br />
137.  charge (with) = &#8212; ile yargılamak (mahkemede) (= try)<br />
138. circulate =  dolaşmak, dolaştırmak, deveran etmek (vücuttaki kan vb)<br />
139. circulation =  (1) dolaşım (2) gazete tirajı, günlük satış oranı<br />
140. cite = örneklemek,  adından bahsetmek, değinmek (= refer to, mention)<br />
141. citizen = vatandaş ***  Citizenship = Vatandaşlık<br />
142. clarify = açıklamak (= explain)<br />
143. claw =  pençe, hayvan pençesindeki kıvrık tırnak<br />
144. clearance = (1) mağazayı  boşaltma, malları elden çıkarma, tasfiye (2) izin, yeşil ışık<br />
145. close =  (sıfat) yakın<br />
146. closed = kapalı<br />
147. closure = (1) kapanış (2)  iflas<br />
148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on  the same date)<br />
149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak<br />
150.  collapsible = katlanabilir (kanepe vb)<br />
151. collar = (1) yaka (2)  tasma<br />
152. colleague = iş arkadaşı<br />
153. collide with = çarpışmak (= crash  into)<br />
154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış  konuşması<br />
155. comment on = yorum yapmak (= interpret)<br />
156. commercial =  ticari<br />
157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak, yeltenmek (2) (suç, cürüm)  işelemek (3) (kendini işine, ailesine vb) adamak (= devote)<br />
158. commit =  kalkışmak, yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek<br />
159. common = (1)  ortak (2) sıradan, yaygın *** in common with = &#8212; ile ortak nokta<br />
160.  commonplace = yaygın, sıradan (= ordinary, usual)<br />
161. commuter = ev ile iş  arasında mekik dokuyan/gidip gelen<br />
162. companion = dost, arkadaş<br />
163.  company = (1) arkadaşlık, dostluk (2) şirket<br />
164. compel = zorlamak, mecbur  bırakmak (= force, oblige)<br />
165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2)  telafi etmek<br />
166. compete = rekabet etmek, yarışmak ***competition = müsbaka,  yarış<br />
167. compete against = başkasıyla yarışmak, rekabet etmek<br />
168.  compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular  koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)<br />
169.  competition = (1) rekabet (2) müsabaka, yarış<br />
170. compile = derlemek, bir  araya getirmek (bilgi, delil vb)<br />
171. complain to somebody about something =  şikayet etmek<br />
172. completely = tamamen, bütünüyle (= entirely)<br />
173.  comply (with) = &#8212; e uymak,&#8212; e itaat etmek (= abide by)<br />
174. compose =  oluşturmak, meydana getirmek *** be composed of = &#8212; den oluşmak<br />
175.  compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan<br />
176. comprise =  içermek (= include)<br />
177. compute = hesap yapmak, bir notu bilgisayara  girmek(= calculate )<br />
178. conceal = gizlemek, saklamak (= hide)<br />
179.  conceive as = (1) &#8212; olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk  kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak<br />
180. conclude =  sonuç çıkarmak (= assume)<br />
181. conclusion = sonuç, netice, yargı<br />
182.  condition = durum, hal / koşul,şart<br />
183. conditionally = şartlı olarak, belli  şartlara bağlı<br />
184. conduct = (1) (deney, anket vb) idare etmek, yürütmek (=  carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)<br />
185. conduct = (1)  (deney,çalışma vb) yürütmek,icra etmek (2) davranış (= behaviour)<br />
186.  confess = itiraf etmek (= speak out)<br />
187. confident (of) = emin<br />
188.  confine to = (1) sınırlamak, bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (=  imprison)<br />
189. confirm = (1) onaylamak, doğrulamak (= verify) (2) (bir  iddiayı, davayı vb) güçlendirmek, pekiştirmek (= strengthen)<br />
190. conflict =  (1) çatışma, savaş (2) anlaşamama, tartışma<br />
191. conflict with = çatışmak,  çarpışmak, savaşmak<br />
192. conform to = uymak, uyuşmak (= obey the  rules)<br />
193. confront = (1) karşılaşmak, yüz yüze gelmek (2) confront about =  yüzleştirmek<br />
194. confuse = karıştırmak, şaşırmak<br />
195. conquer = (1)  fethetmek (2) yenmek, galip gelmek<br />
196. consent = (1) razı olmak (2)  izin,rıza (= permission)<br />
197. consent to = razı olmak<br />
198. consequence =  sonuç, netice (= result)<br />
199. conserve = korumak, muhafaza etmek<br />
200.  considerable = büyük ölçüde, önemli miktarda, azımsanamaz X  negligible(=neglicıbıl)<br />
201. considerably = önemli ölçüde, oldukça<br />
202.  considerately = düşünceli/nazik bir şekilde<br />
203. consideration = göz önünde  bulundurma/düşünme<br />
204. consist of = ibaret olmak, meydana gelmek<br />
205.  conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)<br />
206. constantly =  1-sürekli 2- aralıksız<br />
207. constantly = sürekli<br />
208. constitute =  oluşturmak, meydana getirmek (= make up)<br />
209. constrain = zorlamak (=  restrain, force)<br />
210. construct =inşa etmek, yapmak (= build)<br />
211. consult  = danışmak (= check with)<br />
212. consume = tüketmek (= use up)<br />
213. contact  with = birisi ile kontak/temas kurmak, irtibata geçmek<br />
214. contemporary =  çağdaş, aynı çağda yaşayan<br />
215. content with = &#8212; den memnun<br />
216. contest  = yarışma, müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması<br />
217. continent =  kıta<br />
218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek, büzülmek (= shrink)  (3) hastalık kapmak<br />
219. contradict = çelişmek<br />
220. contradictory =  çelişkili, tutarsız, kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)<br />
221. contribute  to = katkıda bulunmak<br />
222. controversial = tartışmalı, fikir ayrılığına sebep  olan (= disputable, debatable)<br />
223. controversy = anlaşmazlık, fikir  ayrılığı<br />
224. conventional = geleneksel, alışılagelen<br />
225. converse = (1)  karşıt, zıt (2) konuşmak<br />
226. convert into = dönüştürmek (= change)<br />
227.  convict = mahkum, tutuklu<br />
228. convince = ikna etmek<br />
229. correctly =  doğru bir şekilde, düzgünce (= accurately, precisely)<br />
230. correspond to =  bir şeyle uymak, uygun düşmek, tekabül etmek (= agree, match)<br />
231. correspond  with = birisi ile yazışmak<br />
232. counterpart = karşılığı, dengi (“Sultan”  kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)<br />
233. couple = çift<br />
234. course = (1)  gidişat, ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = &#8212;nın esnasında  (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim, kurs<br />
235. cramped = hijyenik  olmayan<br />
236. crash = (1) kaza, şiddetli ses, iflas (2) yere düşme ,  çarpma<br />
237. crawl = emeklemek<br />
238. create = yaratmak<br />
239. credibly =  inanılır bir şekilde (= believably)<br />
240. criminal = ciddi bir suç/cürüm  işlemiş,suçlu<br />
241. crippled = felçli, kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş,  gerilemiş (ekonomi vb)<br />
242. crocodile = timsah (= alligator)<br />
243. cross  out = üstünü çizmek, silmek (= delete)<br />
244. crumble = ufalanmak, parçalanmak  (= disintegrate, fall apart)<br />
245. cultivate = tarım yapmak, tarlayı vb sürüp  ekmek<br />
246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi<br />
247. currency  = döviz<br />
248. curve = eğim, eğmek<br />
249. custom = gelenek, görenek ***  customs = gümrük<br />
250. customary = geleneksel (= traditional)<br />
251. debate =  tartışmak<br />
252. debt = borç<br />
253. deceit = kandırmak *** deceitful =  hilekar, hileci<br />
254. deceive = kandırmak, kafaya almak (= take in)<br />
255.  decipher = şifresini çözmek<br />
256. decipher = şifresini çözmek, anlamını  meydana çıkarmak<br />
257. declare = ilan etmek, beyan etmek<br />
258. decline = (1)  azalmak, gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)<br />
259. dedicate =  kendini adamak (= devote to, commit oneself to)<br />
260. dedicate to = kendini  adamak (= devote to)<br />
261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude,  assume)<br />
262. deduction = tümevarım, sonuç (= conclusion)<br />
263. deepen =  derinleştirmek, derinleşmek<br />
264. defeat = yenmek, bozguna uğratmak (=  beat)<br />
265. defect = bozukluk, kusur, hata, sakatlık *** speech defect =  konuşma özrü<br />
266. defend = savunmak<br />
267. define = tanımlamak<br />
268.  degeneration = yozlaşma, aslını kaybetme<br />
269. delay = geciktirmek<br />
270.  delightful = zevkli, hoş<br />
271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim  etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma  yapmak<br />
272. demand = (1) talep, istek (2) talep etmek, istemek ***in demand =  revaçta<br />
273. demobilize = askerden terhis etmek<br />
274. demolish = yıkmak,  parçalamak (= do away with)<br />
275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde  göstermek (= show) (2) gösteri yapmak, protesto düzenlemek<br />
276. deny = (1)  inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)<br />
277.  depress = (1) üzmek (= sadden, upset) (2) bastırmak (= press down)<br />
278.  derive from = çıkarmak, gelmek<br />
279. descend = inmek, azalmak<br />
280. desert =  çöl<br />
281. deserve = hak etmek<br />
282. design = plan çizmek, tasarlamak<br />
283.  design = tasarlamak, dizayn etmek<br />
284. desire = (1) istek, arzu (2) istemek,  arzu etmek (= wish)<br />
285. desolate = mutsuz, kederli (= depressed) (2)  terkedilmiş (= deserted)<br />
286. dessert = tatlı<br />
287. destination = hedef,  varılacak yer<br />
288. destiny = kader, kısmet<br />
289. destroy = yıkmak, yok  etmek (= damage, ruin)<br />
290. detain = alıkoymak, göz altında tutmak (= take  into custody)<br />
291. detect = meydana çıkarmak, işin aslını ortaya çıkarmak (=  discover, notice)<br />
292. detection = teşhis etmek, belirlemek<br />
293. deter  (someone) from = caydırmak, engel olmak (= discourage)<br />
294. deteriorate =  kötüleşmek, kötüye gitmek (= aggravate, worsen)<br />
295. determination = (1)  azim, kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness, obstinacy)<br />
296.  devastate = yıkmak, tahrip etmek (= destroy)<br />
297. develop = (1)  geliş(tir)mek, genişle(t)mek, ortaya atmak (teori, fakir vb) (2) (foto) film  banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop  cancer”<br />
298. deviate = sapmak, yönünü değiştirmek (= diverge, stray)<br />
299.  devote = adamak<br />
300. diagnose as = teşhis etmek<br />
301. differentiate =  ayırmak (= distinguish)<br />
302. diminish = azalmak (= decline)<br />
303. direct =  (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide)<br />
304. disappearance =  ortadan/gözden kaybolmak (= vanish)<br />
305. disclose = açığa çıkarmak, gün  ışığına çıkarmak (= reveal, display)<br />
306. discover = keşfetmek<br />
307.  discriminate (against) = (ırk, yaş, cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak<br />
308.  discriminate against = ayrımcılık yapmak<br />
309. discuss about = tartışmak (=  argue)<br />
310. disease = hastalık, maraz (= illness, ailment)<br />
311. dismiss =  kovmak (işten), kafasından çıkarmak<br />
312. dismissal = kovma, başından  savma<br />
313. dispatch = göndermek, yollamak (= send, submit)<br />
314. display =  göstermek, sergi *** on display = sergide<br />
315. displeased = hoşnut kalmamış,  memnun olmayan (= discontented, unsatisfied)<br />
316. dispose of = başından  atmak, &#8212; den kurtulmak (= get rid of)<br />
317. dispute = (1) tartışmak,  anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)<br />
318. disqualify =  diskalifiye etmek, elemek, yetersiz görmek<br />
319. disseminate = (bilgi, fakir  vb) yaymak, dağıtmak<br />
320. distinct = (1) farklı, ayrı, bağımsız (= different)  (2) açık seçik, net (= clear)<br />
321. distinguish = ayırmak, farkını söylemek (=  differentiate)<br />
322. distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak, farklı bir anlam  yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak, tahrif etmek (=  disfigure)<br />
323. distress = (1) tehlike (2) acı, ıstırap<br />
324. distribute =  dağıtmak (= deliver, hand out)<br />
325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak,  başka yöne çevirmek<br />
326. dizzy = başı dönen, kendini bayılacak gibi hisseden  (= giddy)<br />
327. docile (dosayl) = uysal, evcil<br />
328. dominate =  egemen/baskın olmak, hakim olmak, idaresi altına almak<br />
329. donate = (para,  kan vb) bağış yapmak (= contribute)<br />
330. donation = (para, kan vb) bağış  yapmak (= contribution)<br />
331. dowry = çeyiz<br />
332. dramatic = (1) tiyatro ile  ilgili (= theatrical) (2) önemli, kayda değer (= drastic) (3) ani, çok hızlı  (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)<br />
333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2)  (perde vb) çekmek, kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4)  bir maçın berabere bitmesi<br />
334. dress code = (bir işyerinde veya okulda)  kıyafet genelgesi<br />
335. drug addict = eroin bağımlısı<br />
336. drug dealer =  eroin ticareti yapan kişi<br />
337. dustbin = çöp kutusu (= trash can)<br />
338.  earth***** = deprem<br />
339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek,  editörlük yapmak<br />
340. edition = (kitap için) basım, baskı, yayın<br />
341.  educate = eğitmek (= train)<br />
342. effect = etki (= influence, impact) *have an  effect on = üzerinde etkisi olmak<br />
343. elect = seçmek (= vote for)<br />
344.  eliminate = elemek, den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek, yıkmak (=  destroy)<br />
345. elimination = (1) ortadan kaldırma, yok etme, bertaraf etme (2)  hesaba katmama<br />
346. embarrass = utandırma (= humiliate)<br />
347. embrace = (1)  kucaklamak (= hug, cuddle) (2) (fikir, din vb) benimsemek<br />
348. emerge =  ortaya çıkmak (= come out)<br />
349. emphasize = vurgulamak<br />
350. employ = (1)  işe almak (2) (metot, yöntem vb) uygulamak<br />
351. empty = (1) boşaltmak (2)  boş<br />
352. emulate = taklit etmek,(= imitate, copy)<br />
353. enable = olanaklı  kılmak<br />
354. enclose = çevresini sarmak<br />
355. encounter = karşılaşmak ( to  face)<br />
356. encourage = teşvik etmek<br />
357. endure = dayanmak<br />
358. enhance  = büyülemek<br />
359. enhancement = yükseltme, artırma, çoğaltma (= improvement,  enrichment)<br />
360. enlarge = büyütmek, genişletmek<br />
361. enquire =  soruşturmak<br />
362. enslave = köleleştirmek, esir etmek<br />
363. ensure = birini  temin etmek/emin kılmak, birine garanti vermek<br />
364. entertain =  eğlendirmek<br />
365. entirely = tamamen (= completely)<br />
366. entrance =  giriş<br />
367. envy = kıskanmak, imrenmek<br />
368. epic = destan<br />
369. epic =  destansı (şiir vb)<br />
370. equal = eşit, adil<br />
371. equality = eşitlik (=  parity, fairness)<br />
372. equate = eşitlemek<br />
373. equip = donatmak<br />
374.  equip = donatmak ***equipment = donanım, teçhizat<br />
375. erode = yıpratmak,  aşınmak<br />
376. erupt = patlamak<br />
377. establish = kurmak, doğruluğunu  kanıtlamak, kabul etttirmek<br />
378. estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek,  tahminde bulunmak (= guess)<br />
379. eternal = kalıcı, ebedi<br />
380. evaluate =  değerlendirmek (= assess)<br />
381. evaluation = değerlendirme (=  assessment)<br />
382. evidently = açık ve şüphe götürmez bir şekilde, delillere  dayanarak (= obviously)<br />
383. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2)  (Biyolojide) evrim geçirmek<br />
384. evolve = değişmek, evrim geçirmek<br />
385.  exaggerated = abartılı, mübalağalı<br />
386. excavate = kazı yapmak<br />
387. exceed  = aşmak<br />
388. excessive = aşırı, abartılı (sayıda, miktarda)<br />
389. exchange  = takas etmek, değiş tokuş etmek (= swap)<br />
390. exclude = çıkarmak<br />
391.  exclusive to = herkese açık olmayan, özel (otel, tatil yeri vb)<br />
392.  exclusively = sadece, yalnızca<br />
393. excursion = keşif gezisi<br />
394. exhibit  = sergilemek<br />
395. exist = var olmak, mevcut hale gelmek<br />
396. existence =  var oluş, mevcut olma<br />
397. expand = genişlemek, büyümek, nüfuz olarak  artmak<br />
398. expect = ummak, beklemek<br />
399. expectation = umut,  beklenti<br />
400. expense = masraf<br />
401. experience = (1) tecrübe (2) tecrübe  etmek, yaşamak (3) olay, vukuat<br />
402. expire = (yiyecek, ilaç vb için) son  kullanma tarihi gelmek, miadı dolmak<br />
403. expire = süresi dolmak<br />
404.  Expiry Date = Son Kullanma Tarihi<br />
405. explode = patlamak<br />
406. exploit =  patlatmak, sömürmek<br />
407. explore = keşfetmek,araştırmak<br />
408. export =  ithal etmek<br />
409. expose = (1) açıklamak, arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye  vb) maruz bırakmak<br />
410. express = (1) ifade etmek, iletmek (2) çabuk, hızlı  (= fast)<br />
411. extend = (1) (tatilin, ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong)  (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make  bigger) ***extension<br />
412. extract = elde etmek, çekip çıkarmak (üzümden sirke  elde etmek gibi)<br />
413. extraordinary = (1) fevkalade, olağanüstü (=  exceptional) (2) tuhaf, alışılık<br />
414. fabricate = (1) uydurmak (= make up)  (2) (raf vb) monte etmek (= put up)<br />
415. facilitate = kolaylaştırmak<br />
416.  fade = (1) solmak (2) solgun<br />
417. failure = başarısızlık<br />
418. faint = (1)  bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses, renk vb)<br />
419. fairly = oldukça (=  quite, rather)<br />
420. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık  yapmak (= fake)<br />
421. familiar (with) = aşina, tanıdık<br />
422. famish = aç  kalmak, açlıktan ölmek (= starve)<br />
423. fare = (otobüs, uçak vb için)  fiyat<br />
424. fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı, ölümcül yarası  olan<br />
425. favourable = olumlu, yapıcı (= positive, constructive) (2) uğurlu  (= auspicious)<br />
426. fearful for = &#8212; için korkan/endişelenen<br />
427.  fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek, verimli kılmak<br />
428. fetch =  gidip getirmek<br />
429. fiancé = (erkek) nişanlı<br />
430. fiancée = (kız)  nişanlı<br />
431. field trip = kır gezisi, arazi gezisi<br />
432. fierce = (1)  şiddetli, kıyasıya, çetin (rekabet vb) (2) azgın, azmış (köpek vb)<br />
433.  figure = (1) şekil, figür (2) rakam, sayı (3) figure out = anlamak (= make  out)<br />
434. filthy = (1) pis, kirli (2) dayanıksız, sağlam olmayan<br />
435.  finance = finanse etmek, paraca desteklemek<br />
436. fine = (1) ince ince/küçük  doğranmış (et, patates vb) (2) iyi, güzel (3) para cezası<br />
437. firework =  havai fişek<br />
438. fit = (1) sağlıklı, zinde, sıhhati yerinde (= robust,  healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması  anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)<br />
439. flatmate = ev  arkadaşı<br />
440. flattery = birine yağ çekme<br />
441. flee = kaçmak (=  escape)<br />
442. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post<br />
443.  flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)<br />
444. flow = (nehir vb  için) akmak *** overflow = taşmak<br />
445. fluctuate = dalgalanmak, istikrarlı  gitmemek, bir artmak bir azalmak<br />
446. fluctuate = dalgalanmak<br />
447. focus  on = odaklanmak, yoğunlaşmak (= concentrate on, centre on)<br />
448. fold = (1)  katlamak, kıvırmak, bükmek (2) bir şeyin &#8212; katı, &#8212; misli (twofold, tenfold =  iki katı/misli, on katı/misli)<br />
449. force = zorlamak<br />
450. forceful = (1)  güçlü, zorlu (2) etkili, ikna edici<br />
451. forecast = önceden tahmin etmek (=  predict)<br />
452. forge = taklidini yapmak, sahtesini çıkarmak<br />
453. forgery =  sahtekarlık (= counterfeit, fake)<br />
454. forgery = sahtekarlık,  kalpazanlık<br />
455. former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi  veya şey)<br />
456. formerly = evvelki, önceki<br />
457. formulate =  formülleştirmek, formüle dökmek<br />
458. forthcoming = yakınlaşmakta olan,  gelmekte olan ( Christmas vb.)<br />
459. fortify = takviye etmek, sağlamlaştırmak,  kuvvetlendirmek (= strengthen, enrich)<br />
460. fracture = kırılmak, çatlamak (  kemik, kolon vb)<br />
461. frail = zayıf, cılız (= feeble)<br />
462. frame =  çerçeve<br />
463. freed = serbest kalmış, özgür (= at liberty, at large)<br />
464.  fulfil = (görev, sorumluluk vb) yerine getirmek, icra etmek (= carry  out)<br />
465. fundamental = esas, temel, zorunlu (= essential)<br />
466. funeral =  cenaze töreni<br />
467. fussy = aşırı titiz (= fastidious, meticulous,  diligent)<br />
468. fuzzy = tüylü<br />
469. gather = (1) toplamak, bir araya  getirmek (2) bir araya gelmek<br />
470. gender = cinsiyet (= ***)<br />
471. generate  = (1) (ısı, elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak<br />
472. genre (=  canr) = tür, çeşit, nevi (= type, sort)<br />
473. get rid of = başından atmak,  defetmek<br />
474. giant = dev X dwarf<br />
475. give up = vazgeçmek, bırakmak (=  abandon, abort)<br />
476. glance = göz atmak<br />
477. gloom = karanlık ***gloomy =  üzüntülü, hüzünlü<br />
478. glorify = yüceltmek, övmek (= praise)<br />
479. goal =  amaç, gaye (= aim)<br />
480. govern = yönetmek<br />
481. government =  hükümet<br />
482. grab = kapmak, el koymak (= snatch)<br />
483. gradually = yavaş  yavaş, kademeli olarak<br />
484. grant = vermek, bahşetmek (burs, bağış  vb)<br />
485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak,  anlamak<br />
486. graveyard = mezarlık (= cemetery)<br />
487. groom = damat<br />
488.  grow tired of = &#8212; den yorulmak<br />
489. growl = köpek ve benzeri hayvanların  çıkardığı hırlama sesi<br />
490. guide = rehber, rehberlik etmek<br />
491. harass =  saldırmak, taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz<br />
492. harbour = (1)  liman (2) barındırmak, sağlamak<br />
493. hardship = zorluk<br />
494. harshly = (1)  sert bir şekilde (2) kabaca<br />
495. hasten = acele etmek<br />
496. havoc = hasar,  yıkım (= destruction)<br />
497. hazard = tehlike<br />
498. hazardous = tehlikeli (=  perilous)<br />
499. hectic = heyecanlı, telaşlı, hareketli (program, ofis  vb)<br />
500. hesitate = duraklamak<br />
501. highly = oldukça, epey (=  extremely)<br />
502. hinder = (1) engel, mani (2) engel olmak, mani olmak<br />
503.  hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ)<br />
504. hitchhiker =  otostopçu<br />
505. hollow = oyuk, boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise =  boş vaat<br />
506. hope¤¤¤¤y = inşallah (= with any luck)<br />
507. horrible =  korkunç<br />
508. huge = iri, büyük (= enormous, immense)<br />
509. humiliate =  aşağılamak, rezil etmek, utandırmak (= embarrass)<br />
510. hunter = avcı<br />
511.  hurricane (hörikeyn) = kasırga<br />
512. iceberg = buz dağı (= glacier)<br />
513.  identify = teşhis etmek, kimliğini belirlemek, sınıflandırmak<br />
514. idle =  tembel (= lazy, indolent) X (= hardworking)<br />
515. ignore = görmezden kalmak,  kale almamak (= take no notice)<br />
516. illusion = hayal,hülya, kuruntu<br />
517.  illustrate = örneklemek<br />
518. imagine = hayal etmek<br />
519. imitate = taklit  etmek<br />
520. immediate = (1) derhal, acele, çabuk (2) (akraba için) en  yakın<br />
521. immobilize (immmobilayz) = hareketsiz/sabit kılmak<br />
522. impact  = çarpmak<br />
523. impeach = suçlamak, itham etmek (= accuse)<br />
524. implement =  gerçekleştirmek (realize)<br />
525. implicate = bulaştırmak<br />
526. imply = ima  etmek<br />
527. impose = zorla kabul ettirmek, koymak( vergi), yük olmak<br />
528.  imprisonment = hapse atmak (= incarceration)<br />
529. improve =  geliştirmek<br />
530. inaudible = duyulamaz, işitilemez (ses vb)<br />
531. incapable  of (inkepıbıl) = kabiliyetsiz, yeteneksiz (= unskillful)<br />
532. incapacitate =  yetersiz bırakmak, olanak tanımamak, aciz bırakmak (= debilitate)<br />
533.  incessant = aralıksız, sürekli<br />
534. incline = eğmek, eğilimi olmak, fikrini  vermek<br />
535. include = dahil etmek, içermek (= consists of, incorporate) x  exclude<br />
536. incorporate into = dahil etmek (= include, integrate)<br />
537.  incredible = inanılmaz ( = unbelievable)<br />
538. indicate = göstermek, belirtisi  olmak<br />
539. indifference to = kayıtsız, ilgisiz olmak<br />
540. induce = -e  neden olmak, ikna etmek<br />
541. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable)<br />
542.  infer = anlamak, sonucunu çıkarmak<br />
543. influence = (1) etki (= impact,  effect) (2) etkilemek<br />
544. influential (influwenşıl) = nüfuzlu, sözü geçer,  çevresi geniş (= well-connected)<br />
545. inherit = mirasa konmak, miras olarak  almak (= come into)<br />
546. inhibit = göz dağı vermek<br />
547. initially =  başlangıçta, ilk etapta (= at first)<br />
548. initiate (inişiyeyt)= başlatmak (=  start, commence)<br />
549. injure = incitmek<br />
550. injustice = eşitsizlik,  adaletsizlik (= inequality, unfairness)<br />
551. innovate = yeni bir şey icat  etmek, yenilik getirmek (= invent)<br />
552. innovation = yenilik, yeni bir şey  icad etmek<br />
553. innovative = yenilikçi, icatçı<br />
554. insatiable  (inseyşıbıl) = (1) gözü doymaz, doyumsuz, aç gözlü (2) obur, pisboğaz<br />
555.  insignificant = (1) ehemmiyetsiz, önemsiz (2) anlamsız, manasız<br />
556. insist  (on) = ısrar etmek (= persist in)<br />
557. inspect = incelemek<br />
558.  instantaneously = anlık, bir anda olan, aniden (= immediately,  instantly)<br />
559. institute = kurmak<br />
560. instruct = talimat vermek<br />
561.  insulate (against) = yalıtmak, (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi  gibi)<br />
562. integrate = bütünleşmek, kaynaşmak<br />
563. intelligence = (1)  zeka, akıl (2) haber ajansı<br />
564. intention (intenşın) = niyet<br />
565.  intentional = kasıtlı,maksatlı,bilebile (= deliberately)<br />
566. interaction  (with) = etkileşim<br />
567. interfere = başkasının işine burnunu sokmak<br />
568.  interfere with = karışmak, müdahale etmek<br />
569. interpretation = yorum,  çeviri<br />
570. intogate = sorguya çekmek<br />
571. interview = (1) röportaj,  röportaj yapmak (2) mülakat, mülakat yapmak<br />
572. intimate = (1) samimi (2)  tanıdık, aşina (alışılan plaj, trafik manzaraları vb)<br />
573. introduce = (1)  tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak<br />
574. invade = işgal etmek,  istila etmek (= attck, occupy)<br />
575. invaluable = paha biçilmez, çok değerli  (= priceless)<br />
576. invent = icat etmek (= make up)<br />
577. invest (in) = para  yatırımı yapmak<br />
578. investigate = araştırmak, incelemek (= search, look  into)<br />
579. invoke = dilemek<br />
580. involve = (1) dahil etmek (2)  gerektirmek<br />
581. involvement = dahil olma, karışma (= association,  participation)<br />
582. irregularity = (1) yolsuzluk, hile (2)  düzensizlik<br />
583. isolate = izole etmek, (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak,  tecrit etmek<br />
584. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger,  imperil)<br />
585. join = katılmak, iştirak etmek<br />
586. joint = (1) eklem,  mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)<br />
587. justify = doğrulamak<br />
588.  kennel = köpek kulübesi<br />
589. keyhole = atar deliği<br />
590. kidnapper =  adam/çocuk kaçıran (= abductor)<br />
591. knock = (1) devirmek (2) (kapı vb)  çalmak<br />
592. knowledge = bilgi<br />
593. label = etiketlemek<br />
594. lamb = (1)  kuzu (2) kuzu eti<br />
595. latter = sonraki x former = önceki<br />
596. lawyer =  avukat (= solicitor)<br />
597. leak = (1) (su, yağ vb) sızmak (2) (bilgi, gizli  sırlar vb) medyaya sızmak<br />
598. legend = efsane (= myth)<br />
599. legislate =  yasamak<br />
600. leisure = boş vakit<br />
601. lessen = azaltmak (=  diminish)<br />
602. levy = zorla toplama (haraç)<br />
603. Likewise = Buna benzer  şekilde, Aynen bunun gibi (= Similarly)<br />
604. listless = yorgun, bitkin (=  exhausted)<br />
605. literacy = okur yazarlık<br />
606. litter = çöp (= trash,  garbage, rubbish)<br />
607. loathe = nefret etmek (= abhor, hate)<br />
608. locate =  yerleştirmek<br />
609. location = mevki, yer<br />
610. loose = gevşek, sıkıca  bağlanmamış, gevşemiş X tight<br />
611. lovely = sevecen, sevimli<br />
612. luggage  (lagiç) = bagaj<br />
613. magical (mecikıl) = sihirli<br />
614. mainstream = pek çok  kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce<br />
615. maintain =  korumak<br />
616. make a decision = karar vermek<br />
617. manage = (1) başarmak,  üstesinden gelmek (2) yönetmek, idare etmek<br />
618. management = yönetim  idare<br />
619. manipulate = elinde oynatmak<br />
620. manner = davranış, tutum (=  attitude)<br />
621. manufacture = fabrikada üretmek<br />
622. march = ilerleme,  ilerleyiş, marşla yürümek<br />
623. massacre (messekı=r) = soykırım, katliam (=  genocide)<br />
624. master = (1) efendi, sahip (2) hakim olmak, bir şeyi  detaylarıyla bilmek (= govern)<br />
625. masterpiece = şaheser, baş yapıt<br />
626.  mature (maçu=) = olgun<br />
627. meadow = çayır, otlak, mera (= pasture)<br />
628.  meander = (1) dolambaçlı yol (2) avare avare dolaşmak<br />
629. measure (mejı=r) =  (1) ölçü, ölçmek (2) tedbir, önlem (= precaution)<br />
630. mediate between =  arabuluculuk etmek, arasını bulmak<br />
631. meet = (1) (ihtiyaç, talep vb)  karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak<br />
632. memorial =  anıt<br />
633. memory = hafıza<br />
634. merge = birleşmek, bir araya gelmek ( iki  şirketin birleşmesi vb)<br />
635. migrate = göçmek<br />
636. minor = (1) az (2)  önemsiz, küçük *** minority= azınlık<br />
637. miraculously = mucize eseri<br />
638.  misbehave = terbiyesizlik yapmak, kötü davranışlar sergilemek<br />
639. mischief =  yaramazlık, haşarılık (= misbehaviour)<br />
640. misunderstanding = yanlış  anlaşılma (= misconception)<br />
641. mix up = aklını  karıştırmak,karıştırmak<br />
642. mock at = dalga geçmek, alay etmek (= tease,  make fun of)<br />
643. modify = değiştirmek (= change)<br />
644. mood = ruh hali,  moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak<br />
645. mourning = yas, keder (=  lamentation) ***mournful = yaslı, yas tutan<br />
646. move = (1) hareket etmek,  taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak<br />
647. movement = (1) hareket  (2) (edebiyatta vb) akım<br />
648. multinational = çok uluslu<br />
649. municipality  = belediye<br />
650. murder = (1) öldürmek, cinayet işlemek (= kill) (2)  cinayet<br />
651. mystery = gizem, sır (= enigma)<br />
652. narrowly = kıl payı (=  She narrowly escaped death yesterday.)<br />
653. native to = yöreye  has/özgü<br />
654. neglect = ihmal etmek (= ignore)<br />
655. nervous = gergin  (sınav öncesi vb..) *** nervous attack = sinir krizi<br />
656. neutrality  (nötraliti) = tarafsızlık (= impartiality)<br />
657. notice = (1) ilan (2) fark  etmek<br />
658. obese = şişman, obez<br />
659. obey = uymak, itaat etmek ( kurallara  vb)<br />
660. objection = itiraz<br />
661. obligation = zorunluluk,  mecburiyet<br />
662. obscure = (1) silik (2) anlaşılmaz hale getirmek, karışık  hale getirmek (= confuse)<br />
663. observe = gözlemlemek<br />
664. obsolete =  modası geçmiş, eskide kalmış<br />
665. obtain = elde etmek (= gain,  attain)<br />
666. occasion = (1) özel olay, önemli gün (2) durum, hal<br />
667.  occasional = ara sıra, nadiren (= infrequent)<br />
668. occupy = (1) (ülke/şehir  vb) işgal etmek (2) bir mekanı doldurmak, yerleşmek<br />
669. occur= meydana  gelmek<br />
670. occurrence = vukuat, olay<br />
671. odd = (1) tuhaf (=strange,  weird *(wiyırd) (2) odd numbers = tek sayılar (1,3,5 ..)<br />
672. Oddly enough! =  Ne tuhaftır ki …!<br />
673. odour = koku ***odourless = kokusuz X (aromatic = hoş  kokulu)<br />
674. offend = (1) gücendirmek, kırmak (2) (hafif) suç işlemek<br />
675.  offer = (1) teklif, teklif etmek (2) (imkan, fırsat vb) sağlamak, sunmak<br />
676.  officially = resmen, resmi olarak<br />
677. opportunity = fırsat *** opportunist =  fırsatçı<br />
678. opposition = karşıtlık, muhalefet,zıtlık<br />
679. oppress =  zulmetmek (= persecute)<br />
680. ordinary = sıradan, alışılagelmiş (=  commonplace, mundane, average)<br />
681. originally = ilk başta, ilk önceleri (=  initially, at first)<br />
682. ornament = (1) süs, süs eşyası (2) süslemek<br />
683.  orphan = yetim bırakmak<br />
684. outcrop = yeryüzüne çıkmış katman<br />
685. outcry  = feryat figan, çığlık<br />
686. outdo = birini geride bırakmak, sollamak, ekarte  etmek (= surpass)<br />
687. outing = gezi, gezinti<br />
688. outlet = (sadece bir  çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube<br />
689. overlap =  üstüste binmek<br />
690. overlook = (1) göz ardı etmek, görmezden gelmek (=  ignore) (2) (bir evin denize bakması, bir ofisin otoparka bakması gibi) &#8212; e  bakmak<br />
691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak<br />
692.  overtake = sollamak, bastırmak<br />
693. partially = kısmen<br />
694. participate in  = katılmak, iştirak etmek (= take part in, join, attend)<br />
695. participation =  iştirak, katılım ***participatory = katılımcı<br />
696. particular (pıtik=ulır) =  özel, önemli *** in particular = özellikle<br />
697. particularly =  özellikle<br />
698. passenger = toplu taşıt yolcusu<br />
699. passionately =  ihtirasla, tutkuyla<br />
700. patiently = sabırla, sabırlı bir şekilde (=  uncomplainingly)<br />
701. pavement = kaldırım (= side-walk)<br />
702. peace and  quiet = huzur ve sükunet<br />
703. peak = doruk, zirve *** at peak = zirvede,  dorukta<br />
704. peculiar = tuhaf, acayip (= odd, weird, strange)<br />
705.  pedestrian = yaya<br />
706. penalize = ceza vermek, cezalandırmak (=  punish)<br />
707. perceive = algılamak<br />
708. permission = izin, müsaade<br />
709.  persevering = sebatkar, gayretli<br />
710. persist = ısrar etmek, sürüp  gitmek<br />
711. persuade = ikna etmek<br />
712. pessimism = kötümserlik  ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser<br />
713. pet = ev hayvanı<br />
714.  pioneer = öncü, yol açan, öncülük eden (= forerunner)<br />
715. placement =  yerleştirme<br />
716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3)  (bela vb) musallat olmak<br />
717. plain = (1) düz, sade (2) ova, düzlük<br />
718.  plead = yalvarmak , rica etmek<br />
719. please = (1) memnun etmek, tatmin etmek  (= satisfy) (2) Lütfen!<br />
720. pledge (plec) = ciddi bir söz vermek, ciddi bir  vaat<br />
721. poem = şiir ***poetry = şiir<br />
722. point = (1) anlam, mana  ***pointless = anlamsız (2) (zamanda/mekanda vb) nokta<br />
723. policy = tutum,  kural, prensip, ilke<br />
724. polio = çocuk felci<br />
725. pose = ortaya çıkarmak,  poz vermek<br />
726. possess = sahip olmak, etkilemek<br />
727. possession = eşya,  mal mülk<br />
728. post = (1) vazife, görev, iş (2) posta<br />
729. postpone =  ertelemek (= put off)<br />
730. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak, pratik  olarak<br />
731. praise = övmek (= glorify, compliment)<br />
732. precede = &#8211; den  önce gelmek<br />
733. predict = tahminde bulunmak<br />
734. predictable = tahmin  edilebilir, sağı solu belli<br />
735. prejudice = ön yargı (= bias)<br />
736.  present = (1) sunmak, tanıtmak (2) mevcut, var olan (= existing)<br />
737.  preserve = korumak, muhafaza etmek<br />
738. pressure = baskı, basınç ***under  pressure = baskı altında<br />
739. prevent = engel olmak, mani olmak<br />
740.  previously = önceden, eskiden (= formerly)<br />
741. prior (to) = &#8212; den önce,  &#8212; den evvel<br />
742. prison = hapishane (= jail)<br />
743. probability =  olasılık<br />
744. process = (bir malzemeyi) işlemek<br />
745. progress = ilerlemek  ***in progress = devam eden, ilerlemekte olan<br />
746. promote = (1) terfi etmek,  makamını yükseltmek (2) reklam yapmak<br />
747. prompt = çabuk, ivedi, acele,  vakit geçirmeden (= punctual, immediate)<br />
748. promptly = derhal,  hemen<br />
749. proofread = bir metni inceleyip üzerindeki yanlışları  düzeltmek<br />
750. properly = adam akıllı<br />
751. property = mal, mülk<br />
752.  proportion = oran ***in proportion to = &#8212;e oranla<br />
753. protection against =  koruma<br />
754. provoke = kışkırtmak, tahrik etmek<br />
755. publish = (kitap,  kaset vb) yayımlamak<br />
756. purchase (pö=çıs) = (1) satın almak (2) satın  alınan eşya<br />
757. purchase = satın almak (= buy)<br />
758. purpose = amaç,  gaye<br />
759. pursue = takip etmek (= follow, chase) ***in pursuit of = &#8212;nın  peşinde<br />
760. push = itmek X pull = çekmek<br />
761. put forth = öne sürmek,  ortaya atmak (= put forward, bring up)<br />
762. queue = sıra, kuyruk<br />
763. race  = (1) ırk (2) yarış<br />
764. racism = ırkçılık, milliyetçilik (=  nationalism)<br />
765. raid = yasadışı işlere yapılan baskın (= seizure)<br />
766.  raise = (1) artırmak, yükseltmek, kaldırmak (su seviyesini, maaşları vb) (2)  (hayvan/insan) yetiştirmek, büyütmek (3) (sorun, konu, fikir vb) ortaya  atmak<br />
767. rate = oran, hız<br />
768. receive = almak, kabul etmek<br />
769.  reckless = = dikkatsiz, pervasız (= irresponsible, thoughtless)<br />
770.  recklessly = dikkatsizce, pervasızca (= irresponsibly, thoughtlessly)<br />
771.  recognize = (daha önce gördüğü birini veya bir şeyi gördüğünde) tanımak<br />
772.  recommendation = tavsiye, öneri<br />
773. referee = hakem (= arbitrator)<br />
774.  refreshing = canlandırıcı, serinletici (aperatif yiyecek, temiz hava vb)<br />
775.  refugee = mülteci<br />
776. refund = parayı iade etmek<br />
777. regard = (1) saygı  (= respect) (2) göz önünde bulundurmak<br />
778. regional = bölgesel<br />
779.  register = (1) sicil,kütük (2) kaydetmek<br />
780. regret = (1) pişmanlık (2)  üzüntü<br />
781. regretful = pişman, üzgün (= remorseful)<br />
782. regrettable =  üzücü, üzüntü/keder/esef verici<br />
783. regularly = düzenli bir şekilde *** on a  regular basis = düzenli bir şekilde<br />
784. rehearse (rihörs) = prova yapmak  ***rehearsal = prova<br />
785. reject = red etmek (= turn down)<br />
786. rejection  = ret, kabul etmeme (= refusal)<br />
787. relate = (1) rivayet etmek, anlatmak,  aktarmak (2) ilişkili/alakalı olmak<br />
788. release = serbest bırakmak,salmak (=  let out)<br />
789. relentless = (1) merhametsiz (2) amansız, hummalı, aralıksız  devam eden<br />
790. relief = rahatlama, ferahlama ***relief work = afet kurtarma  ekibi<br />
791. relocate = yerini değiştirmek, yerinden etmek (= displace)<br />
792.  reluctant (rilaktınt) = isteksiz (= unwilling)<br />
793. remain = kalıntı<br />
794.  remark = (1) söylemek, belirtmek (2) düşünce, fikir<br />
795. remembrance = anma,  hatırlama, yad etme (= commemoration)<br />
796. reminiscent of = andıran,  hatırlatan, anımsatan (= suggestive of)<br />
797. remote = (1) uzak, ırak (2)  ıssız, ücra ***remote control = uzaktan kumanda<br />
798. removal = (1) (leke vb  şeylerin) çıkarılması, sökülmesi (2) (evin vb) taşınması<br />
799. remove = (1)  (leke vb) çıkarmak, temizlemek (2) sökmek<br />
800. repeatedly = defalarca, tekrar  tekrar (= continually, constantly)<br />
801. repetitive = monoton, sıkıcı<br />
802.  replace (with) = (1) eski yerine koymak (2) &#8212; ile değiştirmek<br />
803. replica  = aslına çok benzeyen kopya<br />
804. request = rica etmek<br />
805. require =  gerektirmek (= necessitate)<br />
806. requirement = ihtiyaç, gereksinim<br />
807.  resentful = alıngan, darılmış<br />
808. reside = ikamet etmek, yerleşmek<br />
809.  resident = bir yerde ikamet eden, halk (apartman, mahalle sakini vb)<br />
810.  resign from = &#8212; den istifa etmek ***resignation = istifa<br />
811. resolve = (1)  çözmek (= sort out) (2) karar vermek<br />
812. resort = (1) son çare olarak bir  şeye başvurmak (2) tatil yeri/beldesi<br />
813. response = karşılık, cevap<br />
814.  restlessness = huzursuzluk, içinin rahat olmaması X calmness<br />
815. result =  sonuç (= outcome)<br />
816. reveal = açığa çıkarmak, gün yüzüne çıkarmak (=  disclose, display)<br />
817. revenge = intikam, intikam almak *** take revenge on  = intikam almak<br />
818. revolve = (1) dönmek (2) döndürmek, çevirmek<br />
819.  reward = (1) ödül (2) ödüllendirmek *** rewarding = tatmin edici (iş vb)<br />
820.  ride = (at, bisiklet vb) binmek<br />
821. right¤¤¤¤y = haklı olarak, haklı yere X  wantonly = durduk yere, sebepsiz yere<br />
822. rise = ortaya çıkmak, artmak,  yükselmek<br />
823. rob somebody of something = birini soymak ***robbery =  soygun<br />
824. robust (rıbast) = turp gibi, sapasağlam<br />
825. rough (raf) = (1)  kaba pürüzlü (zemin, yüzey vb) (2) nazik olmayan, sakar bir şekilde (3)  (deniz/okyanus için) dalgalı, fırtınalı<br />
826. rubble = enkaz, yığın (=  wreckage)<br />
827. sacrifice = adamak, kurban adamak<br />
828. salute = selamlamak  (= greet)<br />
829. satisfaction = tatmin, memnuniyet<br />
830. savage =  vahşi<br />
831. scald = kaynar suyla yakmak/haşlamak (el, kol vb)<br />
832. scalp =  kafa derisini yüzmek<br />
833. scarce = seyrek, az<br />
834. scarcely = hemen hemen  hiç (= barely, hardly)<br />
835. scatter = saçmak, serpmek<br />
836. sceptical =  şüpheci (= cynical)<br />
837. scratch = (1) kazımak, tahriş etmek (2)  tırmalamak<br />
838. sculpture = heykel ***sculptor = heykeltırtaş<br />
839. seam =  (1) kıyafetlerin dikiş yerleri (2) (yara için) dikiş yeri<br />
840. seasonal =  mevsimine uygun<br />
841. secure = güvenli, emniyetli (= safe)<br />
842. sedate =  (1) sakinleştirmek, yatıştırmak (2) sakin, soğukkanlı (= composed)<br />
843. seed  = tohum<br />
844. seize = (1) baskınla ele geçirmek (= raid) (2) (birinin kolunu  vb) kavramak<br />
845. sense = (1) duygu **sensitive = hassas, duygusal (2) mantık  **sensible = mantıklı<br />
846. sentence = (1) birini hapse/cezaya mahkum etmek  (2) cümle<br />
847. sentimental = duygusal (= emotional)<br />
848. session =  toplantının her bir oturumu<br />
849. sewage = lağım, kanalizasyon<br />
850. shade =  (1) gölgelik (2) renk tonu<br />
851. shortcoming = kusur, eksik, noksan<br />
852.  shorten = kısaltmak<br />
853. show off = hava atmak<br />
854. shuffle = karıştırmak  ( iskambil kağıtlarını); ayak sürüyerek yürüme<br />
855. sigh = iç çekmek *** a  sigh of relief = derin/rahat bir nefes<br />
856. significant = (1) önemli, kayda  değer (2) manalı, anlamlı<br />
857. silent = sessiz, sakin<br />
858. simply = (1)  basit bir şekilde (2) sadece, yalnızca (= only, solely, merely)<br />
859. simulate  = taklit etmek *** simulation = taklit<br />
860. sink = (1) batmak (2) lavabo,  musluk taşı<br />
861. situate = konuşlandırmak, yerleşmek, yerleştirmek (=  locate)<br />
862. size = (1) (insan için) kıyafet bedeni (2) ebat, boyut<br />
863.  skill = beceri, yeti, istidat (= talent, ability)<br />
864. slaughter = (1) kurban  etmek, kesmek (2) öldürmek, cinayet işlemek (= murder)<br />
865. slavery =  kölelik<br />
866. sleeve = gömlek, gömlek kolu *** buy on the sleeve = veresiye  satın almak<br />
867. slight = hafif, az<br />
868. slip = kaymak *** slip of the  tongue = dil sürçmesi<br />
869. smash = (cam, kapı vb) paramparça etmek, kırıp  parçalamak<br />
870. smother (sır) = (1) (yastık vb ile) boğmak (2) üzerini  örtmek, kamufle etmek<br />
871. snap = (fotoğrafçılıkta) poz<br />
872. soap = sabun  ****soap opera = pembe dizi<br />
873. sociable = sıcak kanlı, insanlarla çabuk  kaynaşan<br />
874. solely = yalnızca, sadece<br />
875. soothing = yatıştırıcı (=  comforting, calming)<br />
876. spectacular = görkemli, harikulade<br />
877.  spectacular = görkemli, muhteşem (= impressive, stunning)<br />
878. spend =  harcamak ( para vb)<br />
879. spillage = (yere vb) dökülen şey, döküntü (su  vb)<br />
880. spin = (1) fırıl fırıl dönmek (2) (ip için) eğirmek<br />
881. spine =  omurga, belkemiği<br />
882. spiritual = manevi, ruhani<br />
883. spoiled = şımarık  (= mischievous (=misçivıs)<br />
884. spouse = eş (karı veya koca)<br />
885. spread =  yaymak, yayılmak ***widespread = geniş çaplı, yaygın<br />
886. spring = (1) bahar  mevsimi (2) su kaynağı<br />
887. stability = istikrar, denge<br />
888. staff =  personel<br />
889. stage = (1) sahne (tiyatro) (2) aşama, merhale<br />
890. stage =  sahne, derece<br />
891. startle = (1) korkutmak, ürkütmek (2) şaşırtmak,  affalatmak<br />
892. statement = (1) söz, ifade (2) demeç *** give statement =  ifade vermek<br />
893. statue (steyçu) = heykel<br />
894. steadily = sabit bir  şekilde, istikrarla (= constantly)<br />
895. steal = çalmak, hırsızlık  yapmak<br />
896. stealthily (steltili) = hırsız gibi, sinsi bir şekilde (=  sneakily (snikili)<br />
897. stem = ağaç gövdesi *** stem from = &#8212; den  kaynaklanmak<br />
898. stimulate = (1) teşvik etmek, motive etmek (= encourage)  (2) (beyni) uyarmak<br />
899. stir = (1) karışıklık, kargaşa (2) karıştırmak (  çorba vb) ***Stir up = Kızıştırmak<br />
900. store = depo, depolamak<br />
901. storm  = fırtına ***blizzard = kar fırtınası<br />
902. stranger = yabancı, ecnebi<br />
903.  stray = (1) başıboş aylak kimse (2) sokakta yaşayan kedi, köpek vb<br />
904.  stress = (1) buhran, bunalım, stres (2) vurgulamak (= emphasize)<br />
905. stretch  = (1) uzamak, uzanmak (2) germek<br />
906. strike = (1) grev *** on strike =  grevde (2) darbe, vuruş<br />
907. stroll = ağır ağır dolaşmak (= go for a stroll =  dolaşmaya çıkmak)<br />
908. subject to = (1) (ölüme, yalnız kalmaya vb) maruz  kalmış (2) olası, muhtemel<br />
909. substantial = çok önemli, önemli  ölçüde<br />
910. sue = dava açmak<br />
911. sufficiently = yeterli miktarda<br />
912.  suffrage = oy kullanma hakkı<br />
913. suggestion = öneri, tavsiye<br />
914.  suggestive of = manalı, imalı, insanın aklına bir şey getiren<br />
915. suit =  yakışmak (kıyafetin vb.)<br />
916. supply = (1) tedarik etmek,sağlamak (2) kaynak  *** supply of water= su kaynağı<br />
917. support = desteklemek<br />
918. supportive  = (1) destek veren, anlayış gösteren (2) yardımsever, şefkatli<br />
919. suppress  = (duygularını, bağışıklık sistemini vb) baskılamak<br />
920. surpass = üstün  olmak, geride bırakmak, üstün olmak<br />
921. surrender = teslim olmak X  surround<br />
922. suspend = askıda , muallakta bırakmak, okuldan  uzaklaştırma<br />
923. suspicion = şüphe<br />
924. symptom = semptom, belirti  (hastalık vb için)<br />
925. take off = (1) havalanmak (2) taklit emek<br />
926.  take on = (sorumluluk vb) üstlenmek<br />
927. tame = evcil hayvan (= docile,  domesticated)<br />
928. tapestry = duvar halısı<br />
929. tasteful = (1) zevkli,  zevkine düşkün kişi (2) zevkle yapılan/hazırlanan (desen vb)<br />
930. tasty =  lezzetli<br />
931. temple (tempıl) = tapınak, mabet (= shrine, sanctuary)<br />
932.  tenderness = şefkat, merhamet, anlayış (= affection)<br />
933. terminal = (1)  ölümcül (hastalık) (= perishing) (2) uçta/sonda bulunan, son, nihai<br />
934.  terminate = (1) (sözleşme, kontrat vb) sonlandırmak, bitirmek (2) yok  etmek<br />
935. titory = bölge, arazi<br />
936. the rest of… = &#8212; nın geri  kalanı<br />
937. thoughtless = düşüncesiz, patavatsız, kaba (= tactless,  rude)<br />
938. throughout = boyunca<br />
939. throw = atmak, fırlatmak<br />
940.  throw out = (çöp vb) dışarı atmak<br />
941. thunderstorm = yıldırımlı  fırtına<br />
942. tomb = mezar, kabir, türbe (= grave)<br />
943. tough = (1) sert,  katı, dayanıklı de (2) (yiyecek vb) çiğnenmez, iyi pişmemiş (3) (insan için)  çetin, dayanıklı, çok hayat tecrübesiyle yoğrulmuş<br />
944. trace = iz, izini  sürmek<br />
945. trade = (1) ticaret yapmak, alım satım yapmak (2) ticaret<br />
946.  traditional = geleneksel<br />
947. trail = iz, patika<br />
948. train = (1) eğitmek,  eğitim görmek (= educate) (2) idman/antrenman yapmak (3) stajyerlik/çıraklık  yapmak<br />
949. transmit =(1) göndermek, iletmek (mesaj vb) (2) (hastalık vb)  bulaştırmak<br />
950. trash = çöp (= garbage)<br />
951. treasure (trejı= )=  hazine<br />
952. treat = (1) tedavi etmek *** treatment = tedavi (2)  davranmak<br />
953. trick = hile, tuzak, çeldirme ***play a trick on = kandırmak,  kötü şaka yapmak<br />
954. trim = (1) (ağaç) budamak (2) (saç) kırpmak,  kesmek<br />
955. tripe = işkembe<br />
956. truthful about = (1) sadece doğruyu  söyleyen (2) gerçeklere uygun, doğru (söz)<br />
957. turn in = (1) (yetkili  kişiye) teslim etmek (2) uyumaya gitmek<br />
958. unattended = sahipsiz, sahibi  ortada gözükmeyen (eşya, çocuk vb)<br />
959. unbearable = katlanılmaz, dayanılmaz  (baskı, sıcaklık, soğuk vb) (= intolerable)<br />
960. uncultured = kültürsüz,  tahsilsiz, cahil (= uncultivated, boorish, unsophisticated)<br />
961. undermine =  zayıflatmak, baltalamak, temelini çürütmek (= weaken)<br />
962. undertake = (zor  ve üzün sürebilecek bir işi) üstlenmek, sorumluluğunu almak<br />
963. undertake =  üstlenmek (= take on)<br />
964. unfortunate = talihsiz, şansız (= unlucky)<br />
965.  unlimited = sınırsız (= unrestricted)<br />
966. unreliable = güvenilmez<br />
967.  untimely = vakitsiz, yersiz, olık zamanda (= at an awkward time)<br />
968. unusual  = sıra dışı, alışılmamış (= extraordinary, exceptional)<br />
969. unwind = (1)  (özellikle işten sonra) rahatlamak, dinlenmek (2) düğüm/sargı çözmek<br />
970.  upgrade = (bilgisayar gibi makineleri) güncellemek, modelini yenilemek<br />
971.  urgent = acil (= pressing)<br />
972. vacation = tatil<br />
973. vague (veyg) = (1)  belirsiz, üstü kapalı (2) net hatırlanamayan şey X vivid<br />
974. valley =  vadi<br />
975. vanish = 1- ortadan kaybolmak 2-yok olmak<br />
976. variety =  değişiklik, çeşitlilik<br />
977. vast = büyük, engin, muazzam (= immense,  tremendous, huge)<br />
978. vet = veteriner<br />
979. vigorously = gayretle (=  diligently)<br />
980. violate (vayoleyt) = (kural, kanun, hak vb) ihlal etmek,  çiğnemek (= abuse)<br />
981. violent = şiddetli, şiddet içerikli<br />
982. virtually  = hemen hemen, neredeyse (= practically, nearly, almost)<br />
983. vocation =  meslek<br />
984. volunteer = gönüllü, ücret alan yardım eden<br />
985. vote  for/against = (1) oy (2) oy vermek<br />
986. voyage = deniz yolculuğu<br />
987.  wantonly = (1) durduk yere, sebepsiz yere (2) ahlaksızca, şehvetle<br />
988. wear  = takınmak( gözlük, kolye, kıyafet),giymek<br />
989. weep = ağlamak, sızlamak (=  cry, sob)<br />
990. whirl = (1) hızla dönmek (2) girdap<br />
991. wholly = tamamen,  tümüyle, bütünüyle (= entirely)<br />
992. widely = geniş çapta, oldukça<br />
993.  widow = kadın dul ***widower = erkek dul<br />
994. withdraw from = (1)  (savaştan,seçimlerden vb) geri çekilmek (= pull out of) (2) (bankadan, hesaptan  vb) para çekmek<br />
995. withdrawn = içine kapanık (= reserved,  inhibited)<br />
996. witness = (1) şahit olmak (2) tanık, şahit, görgü  tanığı<br />
997. worthless = değersiz (= valueless)<br />
998. yard = avlu,  bahçe<br />
999. yield = (1) ürün meyve vermek (2) ürün kazanç<br />
1000. zip =  fermuar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ndemir.com/uncategorized/ingilizce-dil-sinavi-icin-bilinmesi-gereken-1000-kelime-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

